Transfer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Transfer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10.01.2011

Transferde borsa muhabbeti ve BJK Fiyaskoları

Siyah-Beyazlı kulübün, İMKB’ye bildirim yaptığı halde transfer etmediği ya da edemediği birçok futbolcu var. Bu durumun ilk örneği Aly Faryd Mondragon’du. Serdar Bilgili yönetimi, Kolombiyalı kaleciyle transfer görüşmelerinin başladığını ve Metz kulübüyle anlaşma sağlandığını açıklamıştı. Ancak Mondragon, Beşiktaş’ın teklifini kabul etmedi. Siyah -Beyazlılar o yıl bonservisi yine Metz’te olan Frederic Meyrieu’nun transferinden de bildirim yaptığı halde vazgeçti.

Beşiktaş, 2002 yılında İMKB’ye gönderdiği açıklamada ünlü kaleci Stipe Pletikosa’nın yanısıra futbolcular Da Silva Ferreira Edilson, Mazzantini ve Waldson ile görüşmeye başladığını açıklamıştı. Ancak bu futbolculardan hiçbiri transfer edilemedi.

Siyah-Beyazlı taraftarları sadece ümitlendirmekle yetinen açıklamalar 2008 yılında adeta tavan yaptı. Beşiktaş, 2008 yılında Tomas Sivok ile birlikte Udinese’de forma giyen Andrea Coda ve Lazio’da oynayan Guglielmo Stendardo’nun alınması için görüşmelere başlandığını bildirmiş ancak bu futbolculardan sadece Tomas Sivok, daha sonra da Tomas Zapotocny alınmıştı.

Aynı yıl siyah beyazlı yönetim Lens’in oyuncusu Adama Coulibaly ve Mattersburg’da forma giyen Cem Atan’ı transfer edemedi.

2008′de taraftarları hem en çok heyecanlandıran hem de şoka uğratan bildirimler ise Bundesliga futbolcularıyla ilgiliydi.

Schalke 04′de forma giyen Brezilyalı savunmacı Marcelo Bordon ve Gürcü Levan Kobiashvili’nin isimlerinin borsaya bildirilmesi geniş yankı uyandırmıştı. Ancak bu iki futbolcu da Beşiktaş’a gelmedi.

Beşiktaşlı taraftarlar Bordon ve Kobiashvili şokunu atlatamadan Siyah-Beyazlı yönetim, Borussia Dortmund’un, Türk milli takımında da forma giyen genç yıldızı Nuri Şahin’le görüştüğünü Borsaya bildirdi. Ancak Nuri Şahin transferi de fiyaskoyla sonuçlandı.

Sadece Beşiktaş camiasını değil tüm futbol kamuoyunu şoke eden olayın kahramanı ise herkesin hatırlayacağı gibi Mehmet Topuz’du.

Beşiktaş, 4 Haziran 2009′da Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) gönderdiği bildirimde Mehmet Topuz ile görüşmelere başladığını bildirmiş, hatta Topuz Beşiktaş formasıyla basına poz vermişti. Ancak transferde kazanan Fenerbahçe olmuştu.

27.01.2010

Ara taransfer döneminde Galatasaray

Büyük takımlar yıldız transferler yaparlar, Uefa.com'a manşet olurlar, dış basında yankı yaparlar, taraftar sevinçten havalara uçar, kulübün resmi sitesinden uçağın geliş saati falan açıklanır, Atatürk Havalimanı stadyuma döner, meşaleler, tezahüratlar diz boyu... Her şey güzeldir, herkes mutludur. Transferi gerçekleştirilen yıldız futbolcu korumalar ve kulüp yöneticisi eşliğinde pasaport kontrolünden çıkar, dış hatlar terminalinin kapısına doğru ilerler ki o mahşeri kalabalığı görür karşısında. Dünyanın çoğu yerinde göremeyeceği bir tablo vardır karşısında. Anlık bir şok yaşar ve araca doğru ilerler kafile. O esnada polis ablukası yetişir imdatlarına. Kalabalığı yararak yıldız transferin ilerlemesini sağlar.

O üzeri kapalı alan daha bir yankılanır yapılan tezahüratlarla, meşaleler yakılmıştır ve göz gözü görmüyordur. Nefes almak bile güçleşir kimi zaman. Taksiciler kornalarına basarlar bir yandan. Futbolcu daha bir heyecanlanmıştır ve gördüğü manzara gerçekten tarifsizdir. Hatta ilk kez basın karşısında konuşuyorken o klişe cümleler dökülür ağzından:

- Çok büyük bir kulübe geldiğimin farkındaydım ama havalimanında gördüklerim beni çok etkiledi. Burası gerçekten çok büyük bir kulüp, Türkler çok sıcakkanlı insanlar. Taraftarımıza layık olmaya çalışacağım ve elimden gelenin en iyisini yapacağım.

Evet, bu şekilde karşılanan futbolcuların %90'ı benzer cümleler kurarlar. Buraya kadar anlattıklarımız hep bilindik şeyler. Dün de oldu, bugün de oluyor, yarında olacak. Galatasaray taraftarı da yapıyor bunu, Fenerbahçelisi de , Beşiktaşlısı da. Aslında güzel bir olay, karşı değilim. Gelen insanın kafasındaki ilk izlenim aslında çok önemli. Geldiği takımın büyüklüğünü ve olayın ciddiyetini anlaması açısından bu tarz bir karşılama aslında abartı değil. Benim bugüne kadar Galatasaray transferleri içerisinde en abartılı bulduğum karşılama Lincoln için oldu. Tamam, büyük beklentilerle gelen bir oyuncuydu. Oynadığı birçok maçta nefeslerimiz kesti belki ama hatırlayanlar varsa ultrAslan resmen çığırdan çıktı o gün. Umarım o tip bir sahneyi başka bir karşılamada görmeyiz. Ben şahsen sıkı bir Galatasaray taraftarı olarak o sahnelerden hiç haz etmemiştim.


Bugün yine müthiş bir transfer var. Yine havalimanına gidenler olacak. Umarım korktuğum sahneler yaşanmaz. Gerçi havanın soğuk olması epey etkileyecektir giden kişi sayını ama… Gencecik bir yetenek geliyor yine Premier Lig'den: "Giovani Dos Santos" Kim ne derse desin büyük başarıdır Haldun Üstünel ve Galatasaray adına. Yarım sezonluğuna kiralık gelse de heyecanlandırmıştır herkesi. Ara transfer döneminde yapılan işlerin en büyüğünü Haldun Üstünel çıkardı. Önceki senelerde sezon başında bile bu kadar sükseli transferler bir arada yapılmadı. O yüzden Haldun Üstünel’e kadar teşekkür etsek yetmiyor gibi sanki.

Şimdi gözler Rijkaard’a çevrildi. Elinde muhteşem bir kadro, birbirinden yetenekli gençler var. Defans hattı biraz daha belirgin olsa da orta saha ve hücum hattı gerçekten hem zor hem güzel bir hal aldı. Kimin oynayıp kimin takımdan gideceği belli değil. Bir yanda Nonda, diğer yanda sihirbazımız Dady Cool’umuz Kewell. Gönlüm hiç razı değil ikisinin de gitmesine. Aykut biraz daha güven veriyor olsa gözümü kırpmadan Leo Franco’yu gönderirim takımdan. Tabi bunun için de biraz beklemek gerek çünkü önünde Gökhan Zan gibi istikrarsız ve güven vermeyen bir adam oynadı. Servet tam adapte olamadı, geçen seneki performansından eser yok. Bu sene ben de takımı tam olarak izleyemedim ama gördüğüm kadarıyla bizim esas sorunumuz geri dörtlüde. Takım bir şekilde gol atıyor ama gol yemeden edemiyor. Bazen kaleci hatası bazen defans hatası. İkinci yarı itibariyle maçları da yakından takip edecek olmamdan dolayı daha net yorumlar yapabileceğim artık.

Leo Franco’nun kaldığını ve gidecek isimlerin Nonda ve Kewell olduğunu varsayarsak önümüze daha net bir tablo çıkıyor. Kewell henüz sözleşme yenilemedi ve birkaç sürecek bir sakatlığı var. Yönetim sezon sonundan başlayan bir sözleşme istiyor Kewell’dan. Sakatsın sana para vermeyiz diyorlar. Aynı yönetim 2,5 senedir Linderoth gibi bir adama sabretti ama Kewell’a birkaç ay sabredemiyor. Taraftarın en çok sevdiği futbolcuların başında bu adam. Hatta kendi adıma söyleyebilirim ki en sevdiğim futbolcudur Galatasaray takımında. Çoğu zaman Arda ile yarışır benim gözümde, ki geçtiği zamanlar da olmuştur.

Forvet hattına yapılan Jo transferi, Baroş’un sakat olması, ve bugün yapılan bir diğer transfer Dos santos. Jo Avrupa maçlarında yok, Baroş sakat. Dos Santos’un yanında oynayacak isim aslında belli: Nonda. İşte bu yüzden gönderilmesi en muhtemel isim Kewell. Ama gönderilmesini en son isteyeceğimiz isim de kendisi. Ne olacak tam bir muamma, birkaç gün içerisinde belli olacak. Ya çok sevineceğiz, ya çok üzüleceğiz. Sevinirsek kimin gittiği önemli olmayacak. Biliyoruz ki Kewell kaldıktan sonra gerisi önemli değil. Ama üzülürsek bu kesinlikle Kewell için olacak, giden başka bir isim için değil.

O yüzden daha önce eşi benzeri olmayan bir veda yapılmalı Kewell’a eğer gönderilecekse. Nasıl karışılıyorsak gelirken, giderken de öyle uğurlamalıyız Dady Cool’u. Karamsar bir tablo çizmiş olabilirim ama durum bana göre böyle.

23.01.2010

Haldun bana birini hatırlattın: Ramiz Dayı


Haldun: Mesele yıldız transfer etmekse, son 3 yılda en yıldız futbolcuları ben mi getirdim siz mi kardeş?

x takımlı yönetici: Ama biz…

Haldun: Mesele sambacı, tangocu getirmekse Avrupa’dan mı getirmek zordur Güney Amerika’dan mı getirmek zordur kardeş?

x takımlı yönetici: Ama şimdi…

Haldun: Mesele milleti göt etmeye doymamaksa eğer ben transferimi yaptım parasını Manchester City ödeyecek, sonrasına da bakacağız, biraz da siz transfer yapın şimdi.

x takımlı yönetici: Ama nasıl yaa…

Haldun: Mesele transferse eğer hemen transfer yapmak kolay.

x takımlı yönetici: Ama Corinthians, Sport Club Corinthians Paulista, L'ombelico del mondo?

Haldun: Mesele transfer değil…

x takımlı yönetici: Mesele ne peki?

Haldun: Her şeyi ben mi söyleyeceğim, onun orasını da sen düşün kardeş…